31 Mayıs 2011 Salı

MİLYARDA BİR TESADÜF

Bu akşam üzeri arkadaşlarımla bir mekanda oturduk. İsimlerini vermek istemiyorum ama çiçk isimleri  ile kodlayayım.Kaktüs, Sümbül, Menekşe, Papatya, Gül, Nergis olsun. Aynı yerde  yan masada yaşları  45 yaş üzeri olan teyzeler  vardı. Ve içlerinden tam altı tanesi bizim arkadaş  grubu ile  aynı isme sahipti. Yani Kaktüs, Sümbül, Menekşe, Papatya, Gül, Nergis. Sümbül  ile Kaktüs birbirne bakıp sanki paralel evrendeyiz bunlar biizm yaşlılığıız mı acaba  dediler. Her tanıdık ismi duyduğumuzda  gözlerimiz şaşkoloz  gibi açılıveriyordu. Çarpıldık  olacakki, bu kentin en işlek cadesinde helyum gazı çekmiş  gibi miyavlak bir sesle  gezdik ve alış veriş yaptık. Herkes şaşkınlıkla baktı  hatta güldü. Bizim umrumuzda olmadı. Akşamın sonunda üçümüz  birbirimize d kardeşliği kurarak ayrıldık. Lilaya bayılıyorm ben ya.   Sevgiler..

24 Mayıs 2011 Salı

A Mesopotamian Prayer


The sin, which I have committed, I know not.
The iniquity, which I have done, I know not.
The offence, which I committed, I know not.
The transgression I have done, I know not.
The lord, in the anger of his heart, hath looked
upon me.
The god, in the wrath of his heart, hath visited me.
The goddess hath become angry with me, and
hath grievously stricken me.
The known or unknown god hath straightened
me.
The known or unknown goddess hath brought affliction
upon me.
I sought for help, but no one taketh my hand.
I wept, but no one came to my side.
May the known and unknown god be pacified!
May the known and unknown goddess be pacified!

“Penitential Psalms.” In Assyrian and Babylonian Literature,
trans. R. F. Harper. New York: D. Appleton, 1901.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

ELENİ KARİNTE'DEN ATATÜRK'E MEKTUP

Kemal Atatürk’e, herhangi bir zaman ve yerde !

Çok seneler geçti, ben halen her gün içerisinde senden haber bekliyorum. Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla ve kâğıttaki gözyaşlarımı görebileceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor, seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor. Mektubumu okurken başka kadını seviyorsan, mektubumu kopar ve kendine sor; inanabiliyor mu ki, Manastırlı bir Eleni Karinte, bir günlük tanıdığı ve aşık olduğu adama bütün ömrünü harcamıştır. Ve benim seni sevdiğim kadar, o kadını o kadar seviyorsan, kendisine hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum! Fakat balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum!  Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum. Babam vefat etti. Beni seni ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi. Ağlamadım, biliyorum ki tüm kilitleri ve hapisleri boşuna harcadı. Beni evlendirecekleri adam sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi sordu. Ben de kendisine : “Hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum” dedim. Ve artık kendisini görmedim. Babam beni hiçbir zaman affetmedi ve bende kendisini affetmedim. O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim…Tüm ömür bir gün içerisinde !


Ebediyen seni seven ve bekleyen, senin Eleni Karinte.

14 Nisan 2011 Perşembe

HAYATTAN İSTİFA ETTİM

Bak hayat sen her defasında karşıma aptal insanları ve gereksiz zamanları çıkararak beni üzmek zorunda mısın ? Amacın beni mi korkutmak ?  İnan ne yaparsan yap senden hiç korkmuyorm hatta kurallarını kabul etmiyorum. Hatta bana bahseştiğin minik mutlu zamanlarını reddediyorum. Benim kendime ait kişileri, zamanlarım mutluluklarım ve acılarım var zaten ne diye üzerine kendini zorla eklemeye çalışıyorsun ki sen ?  Bu gidişle büsbütün isyankar edeceksin beni, seni hayatımdan tamamen çıkarabilir ve yeni bir hayat alabilirm dikkat et. Kendini bütün insanları kontrol ederek çok akıllı mı sanıyorsun ya da çok güçlü mü ? Senin karşında herkesin susacağını mı sanıyorsun ? Ağzımızdan cümleler çıkmıyor diye yüreklerimize hapsolduğumuzu mu sanıyorsun ? Ağlamıyoruz diye kabullendiğimizi mi ? Sen bizi galiba büsbütün deli sanıyorsun ya da kendin delisin biz sana razı olalım. Yok olmayacak böyle sana bişr ayar çekmek lazım hayat. haddinden fazla  gevşemiş ve yayılmış durumdasın hayatıma..

4 Nisan 2011 Pazartesi

çok hasta oldum

karnım ağrıyor. öksürüyorum. eklemlerim dökülüyormuş gibi hissediyorum. iç organlarım başka evlere taşınmak istiyor. başım da ağrıyor. boğazımda yanıyor. sesimde kısılıyor.. ancak teşhiş koyamadım kendime. üşütmüş olabilirm belki diye düşünüyorum. gribal bişey olabilir, tonsilit başlangıcı olabilir, enfeksiyon olabilir, bademcik olabilir. şimdi birde doktora gitmem  gerekecek. sonra ilaç kullanmam  gerekecek. işede geldim ama eve gidecek halim olmadığı için işteyim şimdilik.ama ölmeyeceğim galiba. hava da iğrenç bugün. arada  bir yer de ne yağmur ne güneş tam bir grilik hali. sanırım bende gri renkteyim her ne kadar siyah giysemde.

29 Mart 2011 Salı

HAYAT KURALLARA BAĞLANAMIYACAK KADAR KISA

Deliler gibi tüketiyoruz zamanı ve zaman içinde yaşlanıp giden insanları. Nasıl olsa ölmeyecek miyiz ? Erkek veya kadın, genç veya yaşlı, deli veya akıllı, güzel veya çirkin, özgür veya esir,  zengin veya fakir hiç bir ayrım yapmadan ölüm gelip vuracak hepimizi. Bırakında ölmeden insanlar bedensel ve zihinsel özgürlüklerini diledikleri gibi yaşasınlar. Mezarda kurtlar tarafından yenilip toprağa karışarak yok olacak dudaklardan bırakında istenilen sözler söylensin. Bırakında bir mum gibi eriyip gidecek kalplerimizde neler hissediyorsak onları yaşayalım. Nasıl olsa doğaya karıştırğımızda suyun ve toprağın önünde hepimiz eşit konumda yer alacağız, hepimiz onların karşısında yok olacağız, neden birbirimizi tüketmek için bukadar mücadele  ediyoruz ki....Bırakalım da birbirimizi çoğaltalım...

25 Mart 2011 Cuma

TACİZ BİR SUÇTUR VE ASLA AFFEDİLEMEZ

Bir çok insanın erkek ya da kadın, büyük ya da küçük farketmez hayatının çeşitli dönemlerinde maruz kaldığı bu çirkin eylem, düşünüyorumda asla ama asla affedilmeyecek psikolojik bir hastalıktır. Kişilerin affetmediği şeyi yasalarda affetmez. Hastalık olması olayı asla masumlaştırmaz.  Masumiyet, aşk, hoşlantı vb pek çok   duygu şekline büründürülmüş ancak arka planda ehlileşmemiş istekleri barındıran tacize ve cinsel istismara  hayır  diyorum. Ve herkesi bunu yapmaya davet ediyorum.