14 Nisan 2011 Perşembe

HAYATTAN İSTİFA ETTİM

Bak hayat sen her defasında karşıma aptal insanları ve gereksiz zamanları çıkararak beni üzmek zorunda mısın ? Amacın beni mi korkutmak ?  İnan ne yaparsan yap senden hiç korkmuyorm hatta kurallarını kabul etmiyorum. Hatta bana bahseştiğin minik mutlu zamanlarını reddediyorum. Benim kendime ait kişileri, zamanlarım mutluluklarım ve acılarım var zaten ne diye üzerine kendini zorla eklemeye çalışıyorsun ki sen ?  Bu gidişle büsbütün isyankar edeceksin beni, seni hayatımdan tamamen çıkarabilir ve yeni bir hayat alabilirm dikkat et. Kendini bütün insanları kontrol ederek çok akıllı mı sanıyorsun ya da çok güçlü mü ? Senin karşında herkesin susacağını mı sanıyorsun ? Ağzımızdan cümleler çıkmıyor diye yüreklerimize hapsolduğumuzu mu sanıyorsun ? Ağlamıyoruz diye kabullendiğimizi mi ? Sen bizi galiba büsbütün deli sanıyorsun ya da kendin delisin biz sana razı olalım. Yok olmayacak böyle sana bişr ayar çekmek lazım hayat. haddinden fazla  gevşemiş ve yayılmış durumdasın hayatıma..

4 Nisan 2011 Pazartesi

çok hasta oldum

karnım ağrıyor. öksürüyorum. eklemlerim dökülüyormuş gibi hissediyorum. iç organlarım başka evlere taşınmak istiyor. başım da ağrıyor. boğazımda yanıyor. sesimde kısılıyor.. ancak teşhiş koyamadım kendime. üşütmüş olabilirm belki diye düşünüyorum. gribal bişey olabilir, tonsilit başlangıcı olabilir, enfeksiyon olabilir, bademcik olabilir. şimdi birde doktora gitmem  gerekecek. sonra ilaç kullanmam  gerekecek. işede geldim ama eve gidecek halim olmadığı için işteyim şimdilik.ama ölmeyeceğim galiba. hava da iğrenç bugün. arada  bir yer de ne yağmur ne güneş tam bir grilik hali. sanırım bende gri renkteyim her ne kadar siyah giysemde.

29 Mart 2011 Salı

HAYAT KURALLARA BAĞLANAMIYACAK KADAR KISA

Deliler gibi tüketiyoruz zamanı ve zaman içinde yaşlanıp giden insanları. Nasıl olsa ölmeyecek miyiz ? Erkek veya kadın, genç veya yaşlı, deli veya akıllı, güzel veya çirkin, özgür veya esir,  zengin veya fakir hiç bir ayrım yapmadan ölüm gelip vuracak hepimizi. Bırakında ölmeden insanlar bedensel ve zihinsel özgürlüklerini diledikleri gibi yaşasınlar. Mezarda kurtlar tarafından yenilip toprağa karışarak yok olacak dudaklardan bırakında istenilen sözler söylensin. Bırakında bir mum gibi eriyip gidecek kalplerimizde neler hissediyorsak onları yaşayalım. Nasıl olsa doğaya karıştırğımızda suyun ve toprağın önünde hepimiz eşit konumda yer alacağız, hepimiz onların karşısında yok olacağız, neden birbirimizi tüketmek için bukadar mücadele  ediyoruz ki....Bırakalım da birbirimizi çoğaltalım...

25 Mart 2011 Cuma

TACİZ BİR SUÇTUR VE ASLA AFFEDİLEMEZ

Bir çok insanın erkek ya da kadın, büyük ya da küçük farketmez hayatının çeşitli dönemlerinde maruz kaldığı bu çirkin eylem, düşünüyorumda asla ama asla affedilmeyecek psikolojik bir hastalıktır. Kişilerin affetmediği şeyi yasalarda affetmez. Hastalık olması olayı asla masumlaştırmaz.  Masumiyet, aşk, hoşlantı vb pek çok   duygu şekline büründürülmüş ancak arka planda ehlileşmemiş istekleri barındıran tacize ve cinsel istismara  hayır  diyorum. Ve herkesi bunu yapmaya davet ediyorum.

23 Mart 2011 Çarşamba

ZAMANLARDAN BEN SAATİ OLDU

ENSEVDİĞİM ZAMANLAR BU ZAMANLAR
KİMSE ARAMASIN BENİ, KİMSE HATIRLAMASIN
HAYALLERİMİ KURABİLEYİM KİMSE DOKUNMADAN
BİNALAR BOŞALIRKEN YAVAŞ YAVAŞ
EVLER  DOLARKEN AZ BİR ZAMAN SONRA
BANA DOLSUN BÜTÜN GİDİŞLER
BÜTÜN GİDİŞLER BENDEN GEÇSİN
VE SUSSUN İÇİMDE KONUŞAN ÇOCUK
SENDE SUS ZATEN KONUŞMAZSIN
SUSMAYI ÖĞRENMEYE ÇALIŞIYORUM ŞUAN
SESSİZ KALMAYI, ZAMANA GÖMÜLMEYİ
ANLARA KARIŞIP SİLİNİP GİTMEYİ
KAPI ÇALMASIN AMAN, BOZULMASIN BÜYÜ
HARF OLUP AKSIN İÇİMDEN DIŞARI
TAŞSIN KENDİME  ÇEKİLMİŞLİĞİM
                                                   (BEN)

SUSAM SOKAĞI SAKİNLERİ

Geçenlerde caddede  yürürken bir mağazanın vitrininde üzerinde çocukluğumun kahramanlarındna olan Susam Sokağı Sakinlerinin resmi basılmış bir tişört gördüm. Hemen koşarak içeri girdim ve tişörtü aldım. Bugün mesaiye onunla geldim. Nekadar mutlu olduğumu anlatamam. Sonra bir arkadaşım içinde almak istedik ama kalmamıştı. Benden başka bir sürü kişi çocukluğunu özlemiş olmalı. Kurabiye canavarına bayılırdım. Hep düşünürdüm insan bu hızla kurabiye yese sürekli çok şişko olur aman ben okadar çok ve hızlı kurabiye yememeliyim diye düşünürdüm. Şimdi ne kek yapabiliyorum nede kurabiye.

ZAMANLARDAN SABAH OLDU

Günaydın tüm dostlarım.Günaydın bloğumu okuyan tanımadığım değerli insanlar. Uyanalı yarım saat oldu. Her sabah bu saatlerde uyanıyorum ve aklıma gelen  şey hala Ankara uçağına yetişebileceğim. Sonra uyu  kızım uyu yine iznin yok, saat  8 de mesaiye doğru gitmelisin diyorum ve içimi bir  acı kaplıyor. İnsan her sabah aynı şeyi yaşar mı ? Şimdi herkes kaçıncı uykusundadır. Hatta ben bile kaçıncı rüyalarımdaydım kimse bilemez. Bu gidişle bir sabah uyandığımda gittiğim yer Ankara yerine, hiç bilmediğim, dillerini hiç konuşamadığım, yiyeceklerini hiç yemediğim insanların toprakları olacak. Ankara'ya kaçışlarda kesmeyecek beni. Yalan söylemeye gerek yok yoruldum şuan yaşadığım şehirden. 30'lu yaşlarımın tamamını böyle geçirmek istemiyorum. Böyle yaşlanmak istemiyorum.Yaşamak istiyorum.