Deliler gibi tüketiyoruz zamanı ve zaman içinde yaşlanıp giden insanları. Nasıl olsa ölmeyecek miyiz ? Erkek veya kadın, genç veya yaşlı, deli veya akıllı, güzel veya çirkin, özgür veya esir, zengin veya fakir hiç bir ayrım yapmadan ölüm gelip vuracak hepimizi. Bırakında ölmeden insanlar bedensel ve zihinsel özgürlüklerini diledikleri gibi yaşasınlar. Mezarda kurtlar tarafından yenilip toprağa karışarak yok olacak dudaklardan bırakında istenilen sözler söylensin. Bırakında bir mum gibi eriyip gidecek kalplerimizde neler hissediyorsak onları yaşayalım. Nasıl olsa doğaya karıştırğımızda suyun ve toprağın önünde hepimiz eşit konumda yer alacağız, hepimiz onların karşısında yok olacağız, neden birbirimizi tüketmek için bukadar mücadele ediyoruz ki....Bırakalım da birbirimizi çoğaltalım...
29 Mart 2011 Salı
25 Mart 2011 Cuma
TACİZ BİR SUÇTUR VE ASLA AFFEDİLEMEZ
Bir çok insanın erkek ya da kadın, büyük ya da küçük farketmez hayatının çeşitli dönemlerinde maruz kaldığı bu çirkin eylem, düşünüyorumda asla ama asla affedilmeyecek psikolojik bir hastalıktır. Kişilerin affetmediği şeyi yasalarda affetmez. Hastalık olması olayı asla masumlaştırmaz. Masumiyet, aşk, hoşlantı vb pek çok duygu şekline büründürülmüş ancak arka planda ehlileşmemiş istekleri barındıran tacize ve cinsel istismara hayır diyorum. Ve herkesi bunu yapmaya davet ediyorum.
23 Mart 2011 Çarşamba
ZAMANLARDAN BEN SAATİ OLDU
ENSEVDİĞİM ZAMANLAR BU ZAMANLAR
KİMSE ARAMASIN BENİ, KİMSE HATIRLAMASIN
HAYALLERİMİ KURABİLEYİM KİMSE DOKUNMADAN
BİNALAR BOŞALIRKEN YAVAŞ YAVAŞ
EVLER DOLARKEN AZ BİR ZAMAN SONRA
BANA DOLSUN BÜTÜN GİDİŞLER
BÜTÜN GİDİŞLER BENDEN GEÇSİN
VE SUSSUN İÇİMDE KONUŞAN ÇOCUK
SENDE SUS ZATEN KONUŞMAZSIN
SUSMAYI ÖĞRENMEYE ÇALIŞIYORUM ŞUAN
SESSİZ KALMAYI, ZAMANA GÖMÜLMEYİ
ANLARA KARIŞIP SİLİNİP GİTMEYİ
KAPI ÇALMASIN AMAN, BOZULMASIN BÜYÜ
HARF OLUP AKSIN İÇİMDEN DIŞARI
TAŞSIN KENDİME ÇEKİLMİŞLİĞİM
(BEN)
KİMSE ARAMASIN BENİ, KİMSE HATIRLAMASIN
HAYALLERİMİ KURABİLEYİM KİMSE DOKUNMADAN
BİNALAR BOŞALIRKEN YAVAŞ YAVAŞ
EVLER DOLARKEN AZ BİR ZAMAN SONRA
BANA DOLSUN BÜTÜN GİDİŞLER
BÜTÜN GİDİŞLER BENDEN GEÇSİN
VE SUSSUN İÇİMDE KONUŞAN ÇOCUK
SENDE SUS ZATEN KONUŞMAZSIN
SUSMAYI ÖĞRENMEYE ÇALIŞIYORUM ŞUAN
SESSİZ KALMAYI, ZAMANA GÖMÜLMEYİ
ANLARA KARIŞIP SİLİNİP GİTMEYİ
KAPI ÇALMASIN AMAN, BOZULMASIN BÜYÜ
HARF OLUP AKSIN İÇİMDEN DIŞARI
TAŞSIN KENDİME ÇEKİLMİŞLİĞİM
(BEN)
SUSAM SOKAĞI SAKİNLERİ
Geçenlerde caddede yürürken bir mağazanın vitrininde üzerinde çocukluğumun kahramanlarındna olan Susam Sokağı Sakinlerinin resmi basılmış bir tişört gördüm. Hemen koşarak içeri girdim ve tişörtü aldım. Bugün mesaiye onunla geldim. Nekadar mutlu olduğumu anlatamam. Sonra bir arkadaşım içinde almak istedik ama kalmamıştı. Benden başka bir sürü kişi çocukluğunu özlemiş olmalı. Kurabiye canavarına bayılırdım. Hep düşünürdüm insan bu hızla kurabiye yese sürekli çok şişko olur aman ben okadar çok ve hızlı kurabiye yememeliyim diye düşünürdüm. Şimdi ne kek yapabiliyorum nede kurabiye.
ZAMANLARDAN SABAH OLDU
Günaydın tüm dostlarım.Günaydın bloğumu okuyan tanımadığım değerli insanlar. Uyanalı yarım saat oldu. Her sabah bu saatlerde uyanıyorum ve aklıma gelen şey hala Ankara uçağına yetişebileceğim. Sonra uyu kızım uyu yine iznin yok, saat 8 de mesaiye doğru gitmelisin diyorum ve içimi bir acı kaplıyor. İnsan her sabah aynı şeyi yaşar mı ? Şimdi herkes kaçıncı uykusundadır. Hatta ben bile kaçıncı rüyalarımdaydım kimse bilemez. Bu gidişle bir sabah uyandığımda gittiğim yer Ankara yerine, hiç bilmediğim, dillerini hiç konuşamadığım, yiyeceklerini hiç yemediğim insanların toprakları olacak. Ankara'ya kaçışlarda kesmeyecek beni. Yalan söylemeye gerek yok yoruldum şuan yaşadığım şehirden. 30'lu yaşlarımın tamamını böyle geçirmek istemiyorum. Böyle yaşlanmak istemiyorum.Yaşamak istiyorum.
22 Mart 2011 Salı
HAYDİ HAYAT DURMA
Ey hayat beni parçala
Beni sürgün et zamanlarına
İstersen sürgünlerinde esir al
Bütün kollarınla yapış bedenime
Bir vampir gibi emmeye çalış kanımı
Bir hastalık gibi yayıl damarlarıma
Bir girdap gibi döndür beni
Ve dağıt fırtına misali bütün yüzeylerimi
Ne istiyorsan yap hadi durma
Gülüşlerimi al, sevdiklerimi al
Zamanlarımı çal, hatta tüm tadlarımıda
Mümkünse yüreğimide söküp al durma
Uzat parçalarını dokunulmazlıklarıma
Hadi değerlerimide al ne olur, izin veriyorum
Yalnızca şu saatlerde yap yapacağını
Çünkü sonrası yok senin için
Ve sen sürgünlerde olacaksın ozamanlarda
Ve ben yıktığın herşeyi yapıyor olacağım
Neye gücün yetiyorsa ardına koyma
Çünkü ben ardıma hiç birşey koymayacağım
Sen karşısında.
(Ben)
Beni sürgün et zamanlarına
İstersen sürgünlerinde esir al
Bütün kollarınla yapış bedenime
Bir vampir gibi emmeye çalış kanımı
Bir hastalık gibi yayıl damarlarıma
Bir girdap gibi döndür beni
Ve dağıt fırtına misali bütün yüzeylerimi
Ne istiyorsan yap hadi durma
Gülüşlerimi al, sevdiklerimi al
Zamanlarımı çal, hatta tüm tadlarımıda
Mümkünse yüreğimide söküp al durma
Uzat parçalarını dokunulmazlıklarıma
Hadi değerlerimide al ne olur, izin veriyorum
Yalnızca şu saatlerde yap yapacağını
Çünkü sonrası yok senin için
Ve sen sürgünlerde olacaksın ozamanlarda
Ve ben yıktığın herşeyi yapıyor olacağım
Neye gücün yetiyorsa ardına koyma
Çünkü ben ardıma hiç birşey koymayacağım
Sen karşısında.
(Ben)
HAVADA YAĞMUR HAVASI VAR
En sevdiğim havalardır bunlar
Delice yağan bir yağmur değil sevdiğim,
Yavaş yavaş yağan bir yağmur
Damlaları birbirine geçmiş
İlmekten oluşan ip misali
Gökyüzünden aşağıya doğru sarkıyor
Tam yere düştüğü anda toprağın özüne işliyor
Sonra döngüsünü alıyor zaman içinde
Kim bilebilir ki şuan önümüze düşen
Damlalar ile çocukluğumuzda çamur oynamadığımızı
Ve kim bilebilir ilerde ayağımızın ucuna değmeyeceğini
Yağsın Nisan ayının sonuna kadar yağsın
Hatta Mayısın sonlarına kadar
Hatta yazın ortasında Serengeti düzlüklerine yağan
Ve bir anda sel sularına dönüşen su kalabalığı gibi yağsın
İçimize, yüreğimize, saçlarımıza damlasın
Arınalım hep birlikte
Damlalara karışalım
(ben)
Delice yağan bir yağmur değil sevdiğim,
Yavaş yavaş yağan bir yağmur
Damlaları birbirine geçmiş
İlmekten oluşan ip misali
Gökyüzünden aşağıya doğru sarkıyor
Tam yere düştüğü anda toprağın özüne işliyor
Sonra döngüsünü alıyor zaman içinde
Kim bilebilir ki şuan önümüze düşen
Damlalar ile çocukluğumuzda çamur oynamadığımızı
Ve kim bilebilir ilerde ayağımızın ucuna değmeyeceğini
Yağsın Nisan ayının sonuna kadar yağsın
Hatta Mayısın sonlarına kadar
Hatta yazın ortasında Serengeti düzlüklerine yağan
Ve bir anda sel sularına dönüşen su kalabalığı gibi yağsın
İçimize, yüreğimize, saçlarımıza damlasın
Arınalım hep birlikte
Damlalara karışalım
(ben)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)